Yüz Maskelerinin Oksijenden Mahrum Bırakarak Beyne Zarar Verdiği İddiası




Çevrimiçi olarak paylaşılan bir videoda, yüz maskelerinin Covid-19’un yayılmasını engelleme adına hiçbir işlev görmediği, aksine beyni oksijenden mahrum bıraktığı, yetişkinler ve çocuklarda gelişimsel sorunlara neden olacağı iddia edildi.

Bitchute’a yüklenen 55 dakikalık videoda, ünlü İngiliz komplo teorisyeni David Icke ve oğlu Gareth, COVİD-19 salgını sırasında, yüz maskelerinin etkisi de dahil olmak üzere erkeklik ve sansür konularını tartışıyor. Bu yazının kapsamı dışındaki diğer iddiaların yanı sıra, ikili, videoda yüz maskelerinin beyne zarar veren oksijen yoksunluğuna neden olabileceğini birkaç kez söylüyor.

Icke, yüz maskelerinin koruyuculuğunu sorgulayan Londra Nöroloji ve Ağrı Kliniği’nin Kurucusu ve Tıbbi Direktörü Alman Doktor Margareta Griesz-Brisson’ın bir videosundan alıntı yaparak başlıyor. Orijinal video sosyal medyadan kaldırıldı, ancak yine de Almancası ve İngilizce çevirisi ile izlenebilir.

Icke, videodaki birkaç noktadan alıntı yapıyor ve “Herkes [maske] giymekten muaf tutulmalı” diyor: “Çünkü oksijen yoksunluğu her beyin için tehlikeli. Kendilerini bir virüse karşı korumak için kesinlikle etkisiz olan bir maske takmak istiyorsa, bu her insanın özgür kararı olmalıdır.”

Çocuklar ve gençler üzerindeki etkilere değinen Icke, doktordan alıntı yaparak “beynin gelişimini engellediği” için yüz maskesi takmaya zorlayarak gençleri oksijenden mahrum bırakmanın “kesinlikle suç” olacağını öne sürüyor.

Icke, “on yıl geçtiğinde, demans katlanarak artacak ve genç nesiller Tanrı vergisi potansiyellerine ulaşamayacak” diyor. Icke, kendi görüşünü eklemeden önce doktordan alıntı yapıyor: “Yani, ebeveynler, çocuklarınız maske takmak zorunda kalırlarsa okula gitmemeli. Ve genel nüfus, beyninizi korumak istiyorsanız maske takmamalısınız [ … ] Bu bir şekilde sona erecek. (Amaç) gençken oksijen yoksunluğu nedeniyle beyin olması gerektiği gibi gelişmediği için düzgün düşünemeyen bir halkın tamamen boyun eğdirilmesi… “

İlk olarak, yüz maskelerinin yetişkin beyinleri için “tehlikeli” veya genç bir beynin düzgün bir şekilde gelişmesini engelleyen oksijen yoksunluğuna neden olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok. ABD’li araştırmacılar tarafından Temmuz ayında yapılan bir çalışma, ortalama bir yüz maskesinin ciddi akciğer hastalıkları olan test denekleri de dahil olmak üzere akciğerlere oksijen akışını sınırlamadığını ortaya koydu. Araştırmacılar, maske takmaktan kaynaklanan ilk rahatsızlığın muhtemelen hassas yüz sinirlerinin tahrişinden, solunan havanın ısınmasından veya klostrofobi duygularından kaynaklandığını belirtti.

İlgili İçerik  Sokağa Çıkma Yasağı Uygulayan Ülkeler Hangileri?

Reuters daha önce yüz maskelerinin çok fazla karbondioksit teneffüs ettikten sonra gelişen bir durum olan hiperkapniye (kandaki karbondioksit miktarının aşırı yükselmesi) neden olduğu iddialarını çürütmüştü.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinden (CDC) bir temsilci Reuters’e şunları söyledi: “Karbondioksit zamanla maskede yavaş yavaş birikecek. Bununla birlikte, maskede birikmesi muhtemel karbondioksit seviyesi, maruz kalan insanlar için genellikle tolere edilebilir. Baş ağrınız olabilir ancak büyük olasılıkla çok daha yüksek karbondioksit seviyelerinde görülen semptomlardan muzdarip olmazsınız. Maske, karbondioksite duyarlılık da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı rahatsızlık verici olabilir ve kişi maskeyi çıkarmak için motive olur. Bir maske takmanın hiperkapniye neden olması mümkün değildir.”

Bu arada, halk sağlığı uzmanlarından oluşan küresel bir ekip olan Learnaboutcovid19.org, maske takmanın çoğu insan için güvenli ve etkili olduğunu açıkladı: “Maske takmak genellikle çocuklar ve yetişkinler için güvenli kabul edilir. Çok küçük çocuklar (Amerika Birleşik Devletleri’nde iki yaşın altında) ve maske takmayı zorlaştıran sağlık koşulları olan insanlar için birkaç istisna vardır (önceden var olan bazı pulmoner veya kardiyak sorunlar, zihinsel sağlık koşulları, gelişimsel bozukluklar gibi). Maskelerin büyük çoğunluğu, maskeler temiz tutulduğu ve doğru kullanıldığı sürece, herhangi bir ciddi yan etkiye neden olmadan Covid-19’un bulaşmasını azaltmaya yardımcı olmada etkili bir yoldur.”

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 12 yaşın üzerindeki çocukların yetişkinlerle aynı koşullar altında maske takmasını önerirken, 6-11 yaş arasındaki çocuklar bir dizi sınırlı faktöre dayanarak bunları giymelidir. 5 yaş ve altındaki çocukların “çocuğun güvenliği ve genel ilgisine ve maskeyi en az yardımla uygun şekilde kullanma kapasitesine bağlı olarak” maske takmaları önerilmiyor. Ulusal Sağlık otoritelerinin farklı maske prosedürleri var ancak alt sınır genellikle çok küçük çocuklarda boğulma ve bunalmayla ilgili endişeler nedeniyle belirleniyor.

İlgili İçerik  Economist Dergisi'nin 2020 Kapağında Kehanet İddiası

Son olarak, maskelerin COVİD-19’dan korumada “kesinlikle etkisiz” olduğunu iddia etmek doğru değil. Maskeler, virüsün yayılmasını durdurmaya çalışırken sosyal mesafe gibi diğer yöntemlerle birlikte önleyici olarak önerilir. Haziran ayında, 172 çalışmanın incelenmesi, önleyici bir yöntem olarak bir araya getirilen mesafe, maskeler ve göz korumasının, enfeksiyon riskini azaltmak için yararlı olduğunu ortaya koydu. Bununla birlikte, yazarlar, farklı maske türlerinin etkinliği ile ilgili daha yüksek düzeyli araştırma çalışmalarına “acilen ihtiyaç duyulduğunu” ifade ediyor.

Sonuç: Yanlış

Yüz maskelerinin beyne zarar veren veya gelişmeyi sınırlayan oksijen yoksunluğuna neden olduğuna dair bir kanıt yoktur. Yüz maskelerinin COVİD-19’un yayılmasını sınırlamada hiçbir etkisi olmadığını söylemek de yanlış. Araştırmalar, maskelerin sosyal mesafe ve göz korumasıyla birlikte bulaşmayı önlemenin etkili bir yolu olabileceğini göstermektedir.

Not: Bu yazı, Reuters tarafından yayınlanan doğruluk kontrolü incelemesinden çevrilmiştir. Orijinal incelemeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.reuters.com/article/uk-factcheck-oxygen/fact-check-face-masks-do-not-cause-terrible-damage-to-the-brain-by-depriving-it-of-oxygen-idUSKBN2761ZW

Çeviri: Selman Selim Akyüz

Selman Selim Akyüz
Selman Selim Akyüz

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünde, öğretim üyesi olarak görev yapıyor. 2000 yılında haberciliğe başladı. İletişim fakültesi öğrencilerinin uygulama eğitimleri aldığı Üniversite Televizyonunun 15 yıl haber koordinatörlüğünü yürüttü. Yüksek lisans ve doktorasını Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı. Medya-siyaset, televizyon haberciliği, yeni medya ve medya okur yazarlığı alanlarında çalışmaları bulunuyor.